"Popüler Psikoloji'nin 50 Büyük Miti" adlı kitap yaygın bir şekilde kabuledilmiş bulunan psikolojik
yaklaşımların yanlış olduğunu söylüyor.
Skeptical.com'un listelediği, gündelik hayatımızda da sık sık
başvurduğumuz bu "mit"lerin en önemli 10
tanesi ise şöyle;
1- Beynimizin sadece %10'nunu kullanıyoruz
Beyinde "sessiz bölge" olarak anılan ve "ortalama bir insan beyninin sadece
%10'nunu kullanıyor" cümlesine
gerekçe olan kısım sanıldığı kadar büyük değil.
Araştırmalar gösteriyor ki, sessiz kısım son derece küçük.
Ayrıca bilim adamları daha önce de konuşma ve duyma duyuları için çok önemli
olan bir beyin bölgesine de "sessiz bölge" demişlerdi. Bunun bugün
böyle olmadığı biliniyor.
2- Öfkeyi içinde tutmaktansa ifade etmek daha
doğrudur
Araştırmalar gösteriyor ki, öfkeden kurtulmak için bağırmak,
duvarı ya da benzer bir şeyi yumruklamak öfkeyi azaltmıyor aksine arttırıyor.
Mesela Amerikan Futbolu gibi sert sporlar oynayan futbolcuların daha öfkeli
olduğu tespit edildi.
Öfkeyi açığa çıkarmak sadece sonunda sorunun kaynağına doğrudan
çözüm getiren zamanlarda etkili oluyor. Onun dışında sizi daha da
sinirlendirmekten başka bir işe yaramıyor.
3- Düşük seviyede kendine saygı ana psikolojik
sorunlardan biridir
Roy Baumeister ve arkadaşları yaptıkları taramalar sonucunda pek
çok araştırmanın bu ifadeyi yanlışladığını buldular. Tespitlere göre kendine az
saygısı olan bireylerim insanlar arası ilişkilerinde bu durum önemli bir
probleme neden olmuyor.
Alkol ve uyuşturucu kullanımıyla da çok az ilgisi bulunuyor.
Ayrıca kendine saygının okul performansına olumlu bir şekilde yansıdığını
tespit ettiler. Başarılı öğrencilerin kendine olan saygıları artıyor. En
önemlisi düşük seviyede kendine saygının depresyonla bir ilgisinin bulunmadığı
ortaya çıktı.
4- İnsan hafızası video kamera gibi çalışır
İnsan hafızası önemli olayları fotoğraf gibi kaydediyor. Fakat
aradan yıllar geçen olaylar tekrar hatırlandığında zarar görmüş oluyor. Yani video
kamera gibi her şey aynı kalmıyor.
Psikologlar hemen hemen insan beyninin "yeniden
üreten" değil fakat "yeniden
inşa" edici
olduğu konusunda hem fikirler.
5- Hipnoz uyanıklık durumundan farklı ve nadir
bir "trans" durumudur
Araştırmalar gösteriyor ki hipnozlu insanlar kendilerine
söylenen emirlere direnebilir hatta karşı da çıkabilirler. Karakterlerinde
olmayan şeyleri yapmayabilirler.
Elde edilen verilere göre hipnozlu insanlar oldukça uyanık
durumda. Hipnoz alınan cevapları arttırmayı sağlayan bir yöntemden ötesi değil.
6- Zıt kutuplar birbirini çeker
Kişiler arasındaki ilişkiler "uçlar" birbirini
çekmiyor. Onlarca araştırma ortaya koyuyor ki, insanlar kendileriyle benzer
karakterdeki insanlarla birlikte takılmayı tercih ediyor, kendilerinden farklı
eğilimleri olan insanlardan uzak duruyor.
Doğru yaklaşım "benzer uçlar, benzer uçları" çeker olmalı.
7- Mozart dinlemek zihni açar
Avusturyalı besteci Wolfgang Amadeus Mozart'ın (1756-1791)
eserlerini dinlemek zekayı arttırmıyor.
Mozart ya da Bach veya Pearl Jam’in eserlerini dinleyenlerin
test sonuçları, hiçbir şey dinlemeyenlere göre daha iyi; ancak bir uyarıcının
olması zaten kişiyi daha başarılı kılıyor.
8- Yalan makinesi doğru sonuçlar verir
Filmlerde görmeye alıştığımız, insanın yalan söyleyip
söylemediğini kalp atışlarından, vücut ısısından, terlemesinden ve bu gibi
fizyolojik değişiklikleri izleyerek anlayan yalan makinesi de şehir efsanesi
çıktı.
Yapılan araştırmalar, bu tarz fizyolojik değişikliklerin kişiden
kişiye değiştiğini gösteriyor. Yani doğruyu söyleyen biri de yalan makinesine
oturduğunda heyecanlı olduğu için terleyebilir ve kalp atışları hızlanabilir.
9- Şizofrenler çift kişiliklidir
Şizofrenlerin çift kişilikli ya da bölünmüş kişilik sahibi
olduğu da tam bir efsane. İnsanlar, şizofrenlik ile bölünmüş kişilik
rahatsızlığını birbirlerine karıştırıyorlar.
Bölünmüş kişilik sahibi insanlar, birden fazla kişiliği içinde
taşır. Şizofrenler ise tek kişilik sahibi olmalarına rağmen, ruh durumları
değişkendir; işte bu sebeple de iki hastalık çoğunlukla birbiriyle
karıştırılır.
10- Dolunay, suça eğilimi ve çıldırma
vakalarını artırır
Latincesi "luna" olan ayın dolunay evresine geçmesinin
insanlarda çılgınlık yarattığı düşünülür. İngilizce'de çılgınlık ya da delilik
anlamına gelen sözcük ise "lunatic" tir; yani, ay kelimesinden
türetilmiştir.
Konuyla alakalı popüler kültürde yer alan korku filmleri ve
kitaplarda insanlarda bu görüşün yer etmesine neden olmuştur. Ancak, gerçekte dolunay ile delilik arasında hiçbir bağlantı yoktur.
Popüler Psikolojinin Elli Mit’i Adlı Kitaptan Alıntı

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder