Bir adam tek
başına oturuyordu. Hüznü gark olmuştu. Bütün hayvanlar ona yaklaşıp şöyle
dediler: Seni böyle hüzünlü görmek hoşumuza gitmiyor. Ne istiyorsan onu
getireceğiz. Adam: İyi görmek istiyorum dedi. Akbaba: Benim yeteneğimi
alabilirsin dedi. Adam güçlü olmak istiyorum dedi. Jaguar şunu dedi: Benim gibi
güçlü olacaksın dedi. Daha sonra adam: Dünyanın gizemlerini öğrenmek istiyorum
dedi. Yılan: Sana onları göstereceğim dedi. Öbür hayvanlarla da bu böyle devam
etti. Adam onların vereceği bütün hediyelere sahip olduktan sonra oradan
uzaklaştı.
Ondan sonra baykuş bütün hayvanlara şunu söyledi: Adam artık birçok şeyi biliyor ve yapabilecek kabiliyette. Geyik şöyle konuştu: Adam ihtiyaç
duyduğu her şeye sahip. Şimdi hüznü son bulacaktır. Baykuş: Hayır dedi. Adamın içinde bir delik gördüm. Asla
doyuramayacağı bir açlık kadar derin. Bu onu hüzünlü olmaya ve istemeye
yöneltmektedir. Almaya ve toplamaya devam edecektir. Günün birinde dünya şunu
söyleyene kadar: Tükendim. Sana verecek bir şeyim kalmadı.
Maalesef insan,
çoğu zaman elindekilerle yetinmeyi bilmiyor ve mutsuz olacak birçok şey
bulabiliyor. Ta ki elindeki değerleri bir gün yitirene kadar İşte o zaman
kıymetini anlayabiliyor ve sonuç; yine mutsuz oluyor İş hayatımızda da böyle
değil mi? Peki bizi mutsuz edecek çok şey bulabilirken, hiç bizi nelerin mutlu
ettiğini düşündünüz mü?
İşyerinde bizi
neler mutlu ediyor?
*Fark
yaratabilmek,
*Güçlü, iyi
yönlerimizi kullanmak,
*Gurur
duyabileceğimiz pozisyonlarda çalışmak,
*İyi ilişkiler
kurmak, takdir edilmek, onaylanmak,
*Sevdiğiniz
insanlarla çalışmak,
*Sosyal hakların
verilmesi,
*Maddesel
varlıklar(masa, teknolojik aletler, ücret vs.)
Yapılan
araştırmalarda, işyerinde mutluluk; daha verimli çalışılmasını, daha iyi
sunumlar yapılmasını, daha kaliteli hizmet verilmesini sağlıyor.
Tek başına
bunları sağlamak tabi ki yetmiyor. Film repliğinde olduğu gibi imkanlar
sağlandıkça, koşullar iyileştirildikçe, çalışan mutlu olmak için daha çok şey
isteyebiliyor. İşte bu yüzden çalışanın iç motivasyonun yüksek olması, bu
durumu destekliyor. Kendine sunulan hakların değerini bilmesini ve sahip
olduklarının keyfini çıkarmasını sağlıyor.
Çalışan mutluluğu
ile ilgili şirket yönetimine çok şey düşüyor.
Çünkü, bu motive
edici şeylerin bir çoğu, çalışana şirket politikalarına göre eksik
sunulabiliyor. Bazıları birbirinin eksikliğini kapatabiliyor. Örneğin iyi
ilişkiler kurulan, takdir edilen bir çalışan bazen sosyal haklarını
önemsemeyebiliyor. Ancak iş yerinde kötü bir yönetim uygulamasının olması, bütün
eksiklikleri ortaya döküyor ve çalışanlara mutlu olacakları her şeyi verseniz
bile etkisi kalmıyor.
İşten
ayrılmaların büyük bir çoğunluğu maalesef kötü yöneticiye bağlı
İyi bir rol
modeli olan yönetici; mutlu, pozitif çalışanlardan oluşan bir ortam
yaratabilir. Bunun için çalışana kendini iyi hissedeceği ortamlar sağlayabilir,
performansını ortaya çıkarmasını destekleyebilir. İş gücünü planlayarak, zamanı
doğru kullanabilir, çalışanlarını hedeflere odaklayıp, çözümlere ulaşmalarında
yol gösterici olabilir. Kısaca, burada sayamadığım birçok özelliğiyle iyi bir
lider, iyi bir rol modeldir ve çalışanlarını motive edebilir. Ve elbette
gülümseyebilir.
Ralp Waldo Emersonun
dediği gibi; yaptıklarıyla çok sesli konuşan liderlerin, iş hayatına yenilikler
getirmesini diliyorum.